Ahmet ile Leyla arasındaki bağ gerçekten yürek parçalayıcı. Hastane odasında o küçük kızın babasına yemek yedirmesi var ya, insanın içini sızlatıyor. Ay Işığında Aşk dizisindeki bu sahne, sevginin en saf halini gözler önüne seriyor. Babasının gözyaşlarını silmesi ve saatleri değiş tokuş etmeleri unutulmaz bir an.
Finaldeki yağmur sahnesi beni tamamen bitirdi. Ahmet'in mektubu okuduktan sonra dışarı çıkıp yıkılması çok dramatikti. Ayşe Teyze'nin şemsiyeyle gelişi ise işlerin değişeceğinin habercisi gibi. Ay Işığında Aşk dizisinde her şey beklenmedik şekilde gelişiyor. Leyla'nın sessizce odadan ayrılması hala aklımda.
Oyuncuların duygusal performansı muazzam. Ahmet'in telefonla konuşurken tutamadığı gözyaşları ve Leyla'nın masum bakışları her şeyi anlatıyor. Ay Işığında Aşk izlerken kendimi sürekli ağlarken buldum. Özellikle cep saatlerinin içindeki fotoğraflar detayı çok ince düşünülmüş. Harika bir iş.
1983 yılı atmosferi çok iyi yansıtılmış. Hastane koridorları, eski telefonlar ve kıyafetler dönemi hissettiriyor. Leyla'nın babası için getirdiği yemek kutusu bile o zorlukları simgeliyor. Ahmet'in hasta yatağında verdiği mücadele ve kızına olan sevgisi gözler dolduruyor. Ay Işığında Aşk ile gerçekçi bir hikaye.
Ayşe Teyze'nin ortaya çıkışıyla olaylar bambaşka bir boyuta taşındı. Zengin ve soğuk duruşu ile Ahmet'in çaresizliği tezat oluşturuyor. Leyla'nın büyükannesi olması işleri karıştırabilir. Ay Işığında Aşk bu sürprizle izleyiciyi şaşırtmayı başardı. Ahmet'in yağmurda sürünmesi çok acı vericiydi.
Bu kısa film tadındaki yapımda her saniye duygusal bir yük taşıyor. Leyla'nın babasını uyandırıp yemek yedirmesi umut doluydu ama sonrasındaki ayrılık acıttı. Ahmet'in mektubu okurken yaşadığı çöküşü tarif etmek zor. Ay Işığında Aşk izleyiciyi içine çeken nadir yapımlardan biri oldu kesinlikle.