Yaşlı beyefendinin 'artık güçlü olamam' diye iç çekmesi çok duygusaldı ama hemen ardından gelen dolandırıcılık sahnesi havayı değiştirdi. Beş yüz milyon gibi uçuk bir fiyata inanması, umudun insanı nasıl kör edebileceğini gösteriyor. Dövüş Sanatı Bebeği bu sahneleriyle izleyiciyi hem güldürüyor hem düşündürüyor. Kadınların kahkahası ise tuz biber oldu.
Diğer çocukların aksine bu küçük beyefendi durumu hemen fark etti. Kitabı eline alır almaz 'çok çirkin' deyip yırtması, sahtekarlığa karşı en büyük tepkiydi. Panda şapkalı çocuğun şaşkın yüz ifadesi paha biçilemezdi. Dövüş Sanatı Bebeği içinde en çok bu karakterin duruşunu sevdim, yaşına rağmen çok zeki ve kararlı duruyor.
Sanki gerçek bir sokak sahnesi izliyormuşuz gibi hissettirdi. Kalabalığın toplanması, fısıldaşmalar ve sonunda ortaya çıkan gerçeklik... Kadınların 'dolandırıcı' diye bağırması gerilimi tırmandırdı. Dövüş Sanatı Bebeği bu tür toplumsal gözlemleri çok iyi yansıtıyor. Özellikle o kartvizit sahnesindeki şaşkınlık ifadesi çok doğaldı.
İnsanlar yaşlanmaktan ne kadar korkuyor ki, bir çocuğun elindeki kitaba bu kadar para vermeye razı oluyor? Yaşlı adamın gözlerindeki umut ve ardından gelen hayal kırıklığı çok net belli. Dövüş Sanatı Bebeği aslında sadece komedi değil, insan psikolojisine dair de ipuçları veriyor. O kitabın içinde ne yazdığı hiç önemli değil aslında.
Panda şapkası, güneş gözlüğü ve tespih ile çocuğun 'üstat' rolü yapması başlı başına bir komedi unsuru. Yaşlı adamın 'pazarlık yok' lafına şaşırması ve hemen ödeme emri vermesi çok absürt. Dövüş Sanatı Bebeği bu tarz abartılı karakterlerle izleyiciyi ekrana kilitliyor. Son sahnede çocuğun kitabı yırtması ise olayı bambaşka bir boyuta taşıdı.