2008 yılından bugüne uzanan bu hikaye, zamanın nasıl acımasız ama bir o kadar da şefkatli olabileceğini gösteriyor. Emel'in annesinin eski seçmeleri izlerken yaşadığı pişmanlık ve şaşkınlık çok gerçekçi. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı, geçmişin izlerini sürerken kalbimize dokunmayı başarıyor. O günlüğün her sayfası bir hazine gibi.
Berna'nın annesine karşı hissettiği öfke ve yanlış anlaşılmalar, Emel'in günlüğüyle yerle bir oluyor. Annesinin aslında ne kadar özverili olduğunu fark edişi, dizinin en vurucu anlarından biri. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı, aile bağlarının karmaşıklığını ustalıkla işliyor. Bu sahne sonrası anneme sarılmak istedim.
Emel'in annesi, kamera arkasında kalan ama her şeyi yöneten bir kahraman gibi. Hayran buluşmasında atıştırmalıklar getirmesi, kızının başarısı için neler feda ettiğini gösteriyor. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı, sessiz fedakarlıkların gücünü hatırlatıyor. Bu tür detaylar diziyi sıradanlıktan kurtarıp başyapıt yapıyor.
Emel'in elindeki o siyah günlük, sanki bir zaman makinesi gibi. Her sayfa, annesinin iç dünyasına açılan bir kapı. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı, bu nesne üzerinden geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kuruyor. Okurken sanki ben de o satırları yazmışım gibi hissettim. Edebi bir dokunuş.
Emel'in annesini desteklemediğini sanması, aslında ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu gösteriyor. Annesinin her adımda yanında olduğunu fark edişi, izleyiciyi de duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Gülünç bir Olay: Kızım yabancıyı annesi sandı, iletişim eksikliğinin yarattığı acıyı çok iyi yansıtıyor. Keşke daha erken anlasaydı.