Bu bölümde İki Hayat, İki Aşk, İkisi de Boş gerçekten kalbe dokundu. Siyah takım elbiseli adamın o mesafeli duruşu ile karşısındaki kadının masumiyeti harika bir tezat oluşturmuş. Sonraki sahnede ise başka bir odada yaşanan o dram, izleyiciyi tamamen içine çekiyor. Karakterlerin yüz ifadelerindeki acı, senaryodan daha güçlü anlatıyor her şeyi. Böyle kaliteli yapımların artması dileğiyle.
İki Hayat, İki Aşk, İkisi de Boş izlerken insan kendi hayatından parçalar buluyor. İlk sahnede yürüyen kadının o endişeli hali, sonra karşılaştığı adamın soğukluğu... Her detay özenle işlenmiş. Özellikle son kısımdaki o ağlayan kadın ve onu teselli eden adam sahnesi, umut ve çaresizliği aynı anda veriyor. Oyuncuların mimikleri o kadar gerçekçi ki, sanki oradaymışsınız gibi hissediyorsunuz.
Dizinin bu bölümünde İki Hayat, İki Aşk, İkisi de Boş teması çok net işlenmiş. Adamın gözlüklerinin arkasındaki o donuk ifade, kadının ise şaşkın ve kırık bakışları harika bir kimya yaratmış. Mekanların soğukluğu karakterlerin iç dünyasını yansıtıyor adeta. Son sahnede yaşanan o duygusal patlama ise izleyiciyi hazırlıksız yakalıyor. Böyle derinlikli karakter analizleri yapan yapımlar nadir bulunur.
İki Hayat, İki Aşk, İkisi de Boş dizisindeki bu kesit, ayrılığın eşiğinde duran iki insanın psikolojisini mükemmel yansıtıyor. Kadının o şaşkın ifadesi ve adamın arkasını dönüp gitmesi, bitmiş bir ilişkinin en acı anı. Diğer sahnede ise farklı bir çiftin çaresizliği, hikayenin çok katmanlı olduğunu gösteriyor. Her karede hissedilen o ağır hava, izleyiciyi de içine çekiyor ve düşündürüyor.
İki Hayat, İki Aşk, İkisi de Boş dizisindeki bu sahne, kelimelere ihtiyaç duymadan anlatılan bir dram. Adamın o soğuk bakışı ile kadının şaşkınlığı arasındaki gerilim tavan yaptı. Sanki yılların birikimi tek bir bakışta patladı. Özellikle son sahnede diğer çiftin çaresizliği, hikayenin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. İzlerken nefesimi tuttum, bu kadar yoğun bir duygu geçişini nadiren görürsünüz.