Karanlığı Temizlemek, sıradan bir sokak kavgasından çok daha fazlası. O yaşlı tezgahın başındaki adamın sakinliği, etrafındaki şiddet fırtınasıyla inanılmaz bir kontrast oluşturuyor. Bina içindeki o klostrofobik atmosfer, izleyiciyi de olayın içine çekiyor. Her köşede bir tehlike varmış hissi, yönetmenin elindeki kamerayı ne kadar iyi kullandığını gösteriyor. Karakterlerin yüzündeki o saf korku ve öfke ifadesi, oyunculukların ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor.
O dar merdiven boşluğunda yaşananlar, adeta bir kabustu. Karanlığı Temizlemek, izleyiciye hiç ara vermeden gerilimi pompalıyor. Karakterlerin birbirine çarpması, düşmesi, bağırması... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki oradaymışsınız. Özellikle o sarışılığın peşinden gelen kalabalığın kararlılığı ürkütücü. Duvarlardaki lekeler, dökülen boyalar, her detay bu hikayenin ne kadar karanlık olduğunu anlatıyor. Bu tür sahneler, sinemanın gücünü bir kez daha hatırlatıyor.
Karanlığı Temizlemek'teki o son sahne, izleyiciyi tamamen sarsıyor. Karakterlerin yüzündeki o çığlık, adeta ruhunuzun derinliklerine işliyor. Öfke, korku ve çaresizlik aynı anda patlıyor. O dar odada yaşananlar, insanın içindeki ilkel dürtüleri harekete geçiriyor. Kimse kimseye merhamet etmiyor, herkes hayatta kalmak için savaşıyor. Bu tür sahneler, izleyiciyi rahatsız etse de, bir o kadar da büyüleyici. Oyuncuların enerjisi, ekranı adeta parçalıyor.
Karanlığı Temizlemek, sokaktaki o ilk kovalamacadan itibaren sizi yakalıyor. Yaşlı adamın tezgahının başındaki sakinliği, sanki bir fırtına öncesi sessizlik gibi. Sonra birden her şey değişiyor. Bina içindeki o karanlık koridorlar, merdivenler, her yer bir tuzak gibi. Karakterlerin birbirini itmesi, düşürmesi, bağırması... Hepsi o kadar hızlı ki, gözlerinizi ayıramıyorsunuz. Bu tür sahneler, aksiyonun ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor.
Karanlığı Temizlemek'teki karakterlerin yüz ifadeleri, adeta birer sanat eseri. O kadının gözlerindeki korku, o adamın ağzındaki öfke çığlığı... Hepsi o kadar gerçekçi ki, sanki sizin kendi duygularınız. Özellikle o dar odada yaşananlar, insanın içindeki en karanlık yönleri ortaya çıkarıyor. Kimse kimseye güvenmiyor, herkes kendi derdinde. Bu tür sahneler, izleyiciyi rahatsız etse de, bir o kadar da büyüleyici. Oyuncuların enerjisi, ekranı adeta parçalıyor.