Siyah ve altın işlemeli kıyafetler gerçekten göz alıcı. Karakterlerin duruşu ve mimikleri, Dondurucudaki Minyatür Dünya gibi gizemli bir atmosfer yaratıyor. Sarayın loş ışığı altında geçen sahneler, izleyiciyi hemen içine çekiyor. Kostüm tasarımcılarının emeği her karede belli oluyor.
Askerlerin koşuşturması ve kılıç sesleri gerilimi tırmandırıyor. Komutanın öfkeli bağırışı, Dondurucudaki Minyatür Dünya filmindeki o ünlü savaş sahnesini andırıyor. Toprakta yuvarlanan askerler ve uçuşan yapraklar, yönetmenin detaylara ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Aksiyon sevenler bayılacak.
Aniden modern bir odaya geçiş yapmak çok cesur bir tercih. Genç adamın elindeki saç kurutma makinesiyle buzluğa üflemesi, Dondurucudaki Minyatür Dünya konseptine gönderme gibi duruyor. Karanlık oda ve mavi ışık, izleyicide ürperti yaratıyor. Bu sahne filmin en akılda kalıcı anı olabilir.
Beyaz elbiseli kadının hüzünlü bakışları kalbe dokunuyor. Siyah kıyafetli kadının ise daha sert ve kararlı bir duruşu var. Bu iki karakter arasındaki gerilim, Dondurucudaki Minyatür Dünya hikayesindeki gibi derin bir bağa işaret ediyor. Oyuncuların gözleriyle anlattıkları, diyalogdan daha güçlü.
Omuzlardaki ejderha motifleri ve metalik dokular harika işlenmiş. Savaşçıların zırhları, Dondurucudaki Minyatür Dünya evrenindeki teknolojiyle büyü karışımını andırıyor. Her bir plaka ve perçin, karakterlerin gücünü yansıtıyor. Kostüm departmanı gerçekten çıtayı yükseltmiş.