Oyun Bitirdikten Sonra Başladı derken tam olarak bunu kastediyorlar herhalde. Önce o sakin ev ortamı, sonra bir anda buzullar ve devasa teknolojik kapılar... Karakterin yüzündeki o şaşkınlık ifadesi bana da geçti. Sanki biz de onunla birlikte bilinmeze doğru sürükleniyoruz. Görsel efektler o kadar gerçekçi ki ekranın soğuduğunu hissettim.
Sirk sahnesine geçtiğimizde tüylerim diken diken oldu. O palyaço kızın tekerlekli bisiklet üzerindeki dengesi ve o yapay gülüşü... Oyun Bitirdikten Sonra Başladı hikayesinin en karanlık virajı bence burasıydı. Seyircilerin o donuk ama coşkulu hali, sanki hipnotize olmuşlar gibi. Atmosfer o kadar gerildi ki nefesimi tuttuğumu fark ettim.
Kafesteki aslanın o kükremesi ve ardından gelen o gergin bakışmalar... Mavi saçlı çocuğun demir parmaklıklar ardındaki çaresizliği ile aslanın vahşi özgürlüğü arasındaki tezatlık harika. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı tam bir gerilim dolu. Sanki her an kafesin kırılacağını ve kaosun başlayacağını hissediyorsunuz.
O devasa ışık halkası ve havada uçuşan veri kodları... Bilim kurgu ile fantezinin bu kadar iç içe geçtiği nadir yapımlardan. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı evreninde kurallar bizim bildiğimiz gibi işlemiyor. Karakterin o ışığın içine doğru yürüyüşü, sanki kaderine doğru adım atması gibiydi. Görsel şölen resmen.
Palyaço kızın o çılgın dansı ve alevli çemberler... Sanki bir kabusa tanıklık ediyoruz. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı izleyiciyi rahat bırakmıyor. O kızın gözlerindeki o delilik parıltısı ve seyircilerin o ürkütücü alkışları... Bu sahne aklımdan uzun süre çıkmayacak gibi duruyor. Gerçekten çok etkileyici.