Beyaz önlüklü doktorun soğuk bakışları ile tank top giyen adamın kırmızı gözleri arasındaki gerilim, sanki bir fırtına öncesi sessizlik gibi. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı dediğimizde tam da bu anı kastediyoruz. Her hareket, her nefes, bir sonraki patlamayı haber veriyor. İzleyici olarak nefesimizi tuttuk, çünkü biliyorduk ki bu sadece başlangıç.
Mavi saçlı genç, odanın ortasında dururken sanki zamanı dondurmuş gibi. Onun varlığı, diğer karakterlerin tüm dengelerini altüst ediyor. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı derken, onun elindeki bıçağın havada asılı kalışı bile bir sahne olarak yeterince etkileyici. Kimdir bu? Neden burada? Soruların cevabı, belki de hiç gelmeyecek.
Tank top giyen adamın kolundan akan kan, sadece fiziksel bir yara değil, içsel bir isyanın sembolü. Oyun Bitirdikten Sonra Başladı dediğimizde, bu kanın damlalarının yere düşüşü bile bir ritim oluşturuyor. Doktorun kollarını kavuşturması, sanki 'ben hazırım' demek gibi. Bu sahnede kimse konuşmuyor ama herkes bağırıyor.
Siyah takım elbiseli adamlar, sanki bir film setinden çıkmış gibi dizilmişler. Ama Oyun Bitirdikten Sonra Başladı dediğimizde, onların yere serilişi, bu 'gölge ordusu'nun ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Tank top giyen adamın tek eliyle onları devirmesi, güç değil, öfkenin zaferi.
Beyaz şapkalı kız, odanın köşesinde dururken sanki bir melek gibi. Ama Oyun Bitirdikten Sonra Başladı dediğimizde, onun gözlerindeki mor renk, bir şeylerin yanlış gideceğini fısıldıyor. Tank top giyen adam ona yaklaştığında, hava bile değişiyor. Bu sessizlik, en büyük çığlık olabilir.