Masadaki dağınıklığı ve oyuncuların umursamaz tavrını gördüğümde midem bulanmıştı. Lu Ming'in 'çöp' benzetmesi ve masayı devirmesi tam bir katarsis anı oldu. Artık eski usül tembelliğe yer yok. Bu sahnede gerilim o kadar yüksekti ki nefesimi tuttum. Takımın yeniden yapılanma süreci heyecan verici.
Lu Ming'in rakip takım olan Güney Kore'yi 'miyavlayan kediler' olarak nitelendirmesi inanılmaz bir özgüven göstergesi. Asya Kaplanları lakabını küçümsemesi, onun vizyonunun ne kadar geniş olduğunu gösteriyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi, sadece saha içini değil, psikolojik üstünlüğü de anlatıyor. Bu özgüven bulaşıcı.
Lu Ming'in forma yakasından tutup 'Kan dökmüşsünüz, katkınız mı?' diye sorması çok sert ama bir o kadar da gerçekçiydi. Milli takım formasının hakkını vermeyenlere karşı bu öfke çok yerinde. Oyuncuların yüzündeki şok ifadesi, vicdan azabını yansıtıyor gibiydi. Çok güçlü bir dramatik an.
Dünya Kupası'na 20 yıldır katılamamanın utancını silmek için Lu Ming'in vaatleri umut verici. 'Sadece rakibi yoran köpekler ve savaşçılar var' sözü, yeni felsefenin temelini atıyor. Artık teknikten ziyade ruh ve mücadele ön planda olacak. Bu değişim rüzgarı tüm takımı sarıp sarmalamış durumda.
Lu Ming'in 'Süresiz men edildin' diyerek takımın en tecrübeli oyuncusunu harcaması şok ediciydi. Kimse dokunulmaz değil mesajı net bir şekilde verildi. Bu cesaret, takım içindeki hiyerarşiyi tamamen yıktı. Artık kimse geçmiş başarılarıyla övünemez. Disiplin her şeyden önce geliyor.