Lu Ming'in tek amacı Çin Milli Takımı'nı dünyanın zirvesine taşımak. Bu milli gurur teması, hikayeye çok güçlü bir duygusal zemin katıyor. Sadece bireysel başarı değil, bir milletin hayalini gerçekleştirmek peşinde. (Dublajlı) Futbol Efsanesi, sporun birleştirici gücünü ve vatan sevgisini çok güzel işliyor. O gözlerdeki yansıma, sadece topu değil, bir ülkenin umudunu da taşıdığını gösteriyor.
Lu Ming'in camdan stadyuma bakarken kurduğu o sessiz iletişim... Hiç bağırıp çağırmadan, sadece duruşuyla ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Jack'in aksine o, kelimelere değil eylemlere inanıyor gibi. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nin bu sahnesi, 'az söz çok iş' felsefesini mükemmel yansıtıyor. Gerçek liderlerin sessizce plan yapıp büyük hamleler yaptığını hatırlatıyor. Derin bir sessizlik var ama gürültü kopacak!
Messi, Ronaldo ve Neymar gibi devlerin gölgesinde kalmayı reddeden bir ruh! Lu Ming'in gözlerindeki o ateş, sıradan bir futbolcunun bakışı değil. Kendini şeytan olarak nitelendirmesi, rakiplerini devirmek için ne kadar hırslı olduğunu gösteriyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nin bu sahnesi, spor animelerindeki o epik atmosferi birebir yansıtıyor. Geleceğin efsanesi doğuyor olabilir mi?
Avrupa'da rahatça para kazanabilecekken, kendi ülkesini seçmek... Bu fedakarlık günümüz dünyasında çok nadir. Lu Ming'in 'şu anki halimle yeterince güçlü değilim' diyerek teklifleri reddetmesi, karakterinin ne kadar olgun olduğunu gösteriyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nde bu tür derinlikli karakter gelişimleri görmek gerçekten keyifli. Sadece gol atan değil, düşünen bir oyuncu izliyoruz.
Jack'in o panik hali ve 'Delirdin mi sen?' çığlıkları sahneye çok iyi bir mizah katmış. Bir yanda Lu Ming'in sakin duruşu, diğer yanda menajerinin kriz geçirmesi harika bir tezatlık oluşturuyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nin bu diyalogları, gerilimi düşürürken karakterler arasındaki bağı da güçlendiriyor. Ofisteki o kaos ortamı sanki gerçek bir transfer dönemi gibi hissettirdi.