Maçın başında Alman takımının ne kadar güçlü olduğunu düşünmüştüm ama Lu Ming'in o inanılmaz driplingleri karşısında hepsi çaresiz kaldı. Özellikle orta sahadaki o çarpışma sahneleri çok gerilimliydi. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nin bu bölümü, spor animelerinin neden bu kadar sevildiğini bir kez daha kanıtladı. Takım arkadaşlarının ona olan inancı da çok etkileyiciydi.
Neuer'in kaledeki duruşu ve tecrübesi belliydi ama Lu Ming'in o son vuruşu için hazırladığı taktik gerçekten dahiyane. Kalecinin kör noktasını bulup topu oraya göndermesi, sadece fiziksel güç değil, zeka işiydi. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nde bu tür detaylar hikayeyi çok daha gerçekçi kılıyor. Gol anındaki o sessizlik ve sonra patlayan sevinç harikaydı.
Maç bittiğinde tribünlerdeki o duygusal patlamayı görmek tüylerimi diken diken etti. Yılların özlemi, baskı ve umut hepsi o golle birlikte su yüzüne çıktı. Lu Ming sadece bir gol atmadı, bir milletin hayallerini gerçekleştirdi. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nin bu sahnesi, sporun birleştirici gücünü en iyi şekilde anlatıyor. Ben de ekran başında gözyaşlarımı tutamadım.
Lu Ming'in sadece teknik becerisi değil, takım arkadaşlarına verdiği moral ve liderlik de maçın kazanılmasında büyük rol oynadı. 'İleri! Kaptanın önünü açın!' diye bağırması, herkesi harekete geçirdi. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nde bu tür diyaloglar karakterlerin derinliğini gösteriyor. Takım oyunu ve bireysel yeteneğin mükemmel dengesi vardı.
Alman takımının koçunun o çaresiz ifadeleri ve 'Durdurun onu!' diye bağırması, Lu Ming'in ne kadar durdurulamaz olduğunu gösteriyordu. Rakip takımın tüm stratejileri tek bir oyuncu karşısında çöktü. (Dublajlı) Futbol Efsanesi'nde bu tür anlar, maçın tansiyonunu zirveye taşıyor. Koçun yüzündeki o şok ifadesi unutulmazdı.