Lu Ming'in beyaz saçları ve o delici bakışları, sahadaki her hareketinde hissediliyor. Rakibi ona 'şanslı' dese de, asıl şansın kimde olduğu belli oluyor. Japonya takımının sakatlamaya yönelik oyununa karşı Lu Ming'in gösterdiği sabır ve öfke karışımı ifade, dizinin en vurucu anlarından biri. Karakter gelişimi ve duygusal derinlik harika işlenmiş.
Stadyumun atmosferi o kadar gerçekçi ki, sanki tribünlerde ben de bağırıyorum. Çinli taraftarların 'Haydi Lu Ming!' çığlıkları ile Japon taraftarların 'Utanmaz Çinliler!' nidaları birbirine karışıyor. Bu rekabet sadece sahada değil, tribünlerde de yaşanıyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi, sporun ruhunu ve taraftar tutkusunu mükemmel yansıtıyor.
Maçın ortasında hakemin kırmızı kart göstermesiyle ortalık karıştı. Japon oyuncuların itirazları, Lu Ming'in yere düşüşü ve spikerin 'Bu adam dövmek!' çıkışı... Her şey o kadar hızlı gelişti ki nefes alamadım. Adalet mi yoksa strateji mi? Bu soru maçın sonuna kadar zihnimde yankılanacak. Hakemlik zor zanaat gerçekten!
Bir taraftarın 'Sözde Bushido ruhu bu muymuş?' diye bağırması, Japon takımının oyun tarzına dair tüm eleştiriyi özetliyor. Kazanmak için her yolu mübah gören bir anlayış, sporun centilmenliğine aykırı. Lu Ming'in 'Ruhumu şeytana satmaktan çekinmem' diyen rakibine karşı duruşu, onurlu bir mücadeleyi simgeliyor. Bu çatışma sadece futbol değil, bir felsefe savaşı.
Japon takımının 'amaçları sakatlamak' sözleri, maçın ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını gösteriyor. Lu Ming'in sakatlanma pahasına topa müdahale etmesi, onun ne kadar cesur olduğunu kanıtlıyor. (Dublajlı) Futbol Efsanesi, sporcuların fiziksel sınırlarını zorladığı anları o kadar iyi yakalıyor ki, izlerken kendimi geriyorum.